Aloha! My name is John Doe and this is my portfolio. Use this section to greet your visitors & describe what you do.

  • 22
  • Şub
0
Article by admin
Posted in Genel - Tagged , ,

Karaburun Belediyesi’nde Kızı Olana Pozitif Ayrımcılık

Karaburun Belediyesi\`nin 40 işçisiyle imzaladığı toplu iş sözleşmesi misal bir uygulamayı başlattı. Aile içi şiddetin saptanması halinde maaşın eşe verilmesini öngören sözleşmeyle 18 yaşını aşmış, işsiz kızı bulunan işçilere aylık 250 lira ilave ödeme yapılması karara bağlandı – Başkan çakır: \”Kadına pozitif ayrımcılık ilkesine yürekten inandığımızı göstermek istedik.\”

KADıNA şiDDET durumunda 6 AY BOYUNCA MAAş EşE VERiLECEK

Ege\`nin en batısındaki on bin nüfuslu Karaburun, kadına pozitif ayrımcılık hakkında örnek bir karara imza attı. Belediye ile işçiler içinde imzalanan toplu meslek sözleşmesine göre aile içi şiddet saptanması biçiminde işçiye verilen tüm ücretler altı ay boyunca eşinin hesabına yatırılacak. bununla birlikte 18 yaşını aşmış, işsiz kızı olan işçiye de aylık 250 lira yardım yapılacak.

Karaburun Belediye Başkanı Ahmet çakır AA muhabirine yaptığı açıklamada, umumi meslek Sendikası ile yürüttükleri ve geçen ay imzalanan sözleşme ile aile içi şiddet ve kadına karşı pozitif ayrımcılık konusu için somut adımlar attıklarını söyledi.

işçiLERiN TAMAMı DESTEK VERDi

Aile içi şiddetin engellenmesi için ekonomik yaptırımlar da uygulanması gerektiğini, bu konu için çeşme Belediyesi\`nin başlattığı maaş cezası uygulamasını benimseme kararı aldıklarını söz eden çakır, buna göre eşine karşı şiddet uyguladığı saptanan işçinin altı ay boyunca alacağı tüm ücretlerin eşinin hesabına yatırılacağını belirtti. Bu maddenin şiddete yönelenlere karşı caydırıcı bir öge olacağına inandığını dile getiren çakır, \”Kimin şiddet uyguladığını saptamak çok fazla pratik. Nüfusumuzun az olması sebebi ile burada aşırı sorunsuz istihbarat elde edebiliyoruz. Kaldı ki evinde sıkıntı yaşayan bir işçi çalışma ortamında derhal göze çarpan olur. Bu maddeye işçilerimizin tamamı destek verdi\” dedi.

GENç KıZLARı DESTEKLEYEN MADDE

Anadolu\`da kız çocuklarının erkek çocuklarına göre daha dezavantajlı bir ortamda yetiştirildiğini, 18 yaşını aşmış bir kız çocuğunun okumaması yada evlenmemesi biçiminde ailesine yük bulunduğu anlamında kendisini baskı altında hissettiğini ve yanlış kararlar alabildiğini söyleyen çakır, sözleşmeye kendisinin önerisiyle genç kızları destekleyecek madde eklendiğini anlattı.

çakır, \”Yıllardır zaten öğrenciler için eğitim yardımı, askere giden oğullar için askerlik yardımı yapıyoruz. lakin evde oturan, eğitim yada çalışma fırsatı yakalayamayan kızlarımız için bugüne kadar hiç bir şey düşünülmemiş. Biz bu sözleşmede onları da düşündük ve aylık 250 lira gibi bir ücretle 18 yaşını aşmış, evde oturan kızı bulunan işçilerimizi desteklemek istedik\” diye konuştu.

15 KıZ FAYDALANACAK

Belediye\`nin kadrolu 40 işçisinden on işçinin 15 kızının bu olanaktan faydalanacağını söz eden Başkan çakır, karşı olmalarına karşın taşeron olarak çalıştırmak zorunda kaldıkları işçilerle de sözleşme yapma imkanı aradıklarını anlatım etti.

çakır, sözlerini şöyle sürdürdü:

\”Belediyecilik bundan böyle yalnızca çöp toplamak, çiçek dikmek değil. Sosyal belediyeciliğin bir gereği olarak bundan sonra başta çalışanlarımız olmak üzere tüm halkın daha yüksek hayat standartlarına ulaşmasını hedefliyoruz. Kadına pozitif ayrımcılık ilkesine yürekten inandığımızı göstermek istedik. ülke genelinde tüm belediyelerimizin eğer bütçeleri el veriyorsa çalışanlarına bu destekte bulunmalarını öneriyorum.

Read more
  • 21
  • Şub
0
Article by admin
Posted in Genel - Tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Travnik Üniversitesi Yeni Haber

Travnik üniversitesi 2006 yılında ekonomi ve Teknik Lojistik fakültesi adı altında kurulmuştur. Daha sonra fakültelerle ile entegre sistemine geçmiştir.  Travnik üniversitesi hukuki süreçleri imzalamış, anlaşmaları yapılmaktadır.

Avrupa üye ve Avrupa ülkelerinden mezun olanlardan farkı kalmamıştır. Travnik üniversitesi (UNT) Merkez Bosna Kantonu / Canton Orta Bosna’daki üniversitedir. ünlü ilim adamları, girişimciler üniversiteye katkı sağlamışlardır. Spor ve Kültür alanlarında yetkileri ile ve Bologna sürecinin standartları geçerlidir.

Teknik ve Bilimsel eğitim görevlileri ABD ve öteki kuruluşlarla meslek birliğine gidilmektedir. Turizm ve başka ilgili disiplinlerin, cazip bir yer, büyük bir kütüphanesi holdingler ve bilgi merkezi ve türlü kültürel uygar bir iç tasarıma sahiptir.

Travnik üniversitesi altı Fakültede eğitim verilir.

Travnik üniversitesi Fakültelerinde iki düzeyde eğitim yapılmaktadır. Bologna program sürecine üç 2 sistem şekilde kolay uygulamaya tabi tutulmaktadır. modern derslikler, Laboratuarlar, hastaneler, tanınmış kurumlar ve halk müessese uygulamalı eğitim performansı ile organize edilmiş bununla birlikte enteraktif ve mükemmellik işbirliğinde yüksek düzeye ulaşıyorsunuz.

Travnik üniversitesi bileşenleri bölümlerinden birtanesini seçme imkanı ile teknik bilimler çalışmaları düzenlenir, edildiği teknik üniversitesi çalışmaları ile aktif çalışmalar sergilenmektedir.

öğrenciler ekonomide yetenekli ve yaratıcı çalışma ve uygun makamlar için eğitiliyor. Bu bilgi ve değişik yöntemler mühendislik ve grafik tasarım, mimarlık, yapı ve mühendislik bilgilerinin eski potansiyel ve gerçek sorunlarını tetkik etme ve çözme kullanarak bunları sağlayacak beceriler kazanacaktır.

Travnik üniversitesi idare ve işletme iktisat Fakültesi 2006 yılında kurulmuştur. idare ve Turizm ismi ile ilgili bölümleri barındırır. Entegrasyon süreci tamamlandı,  Travnik üniversitesi Bosna Hersek Yükseköğretim çerçeve Kanunda öngörülen hukuki hukuklar cevap verebilecek birkaç yüksek öğretim kurumlarından biri haline geldi.

mektep çalışmaları öğretim yanı sıra, farklı konu alanlarında yüksek kaliteli öğretmenler sağlayarak öğretim ve eğitim sürecinin kalitesinin artırılması bu gibi, yer aldığı koşulların düzeyinin yükseltilmesi hedefleniyor.

Fakültesi binasının esas amacı öncelikle vardı: bilim ve 150 sene evvela kültürel ve siyasi olaylar, girişimciliğin geliştirilmesi, girişimcilik girişimler oluşumu, tüm sektörlerde modern idare uygulaması ve stratejik bir faaliyet şekilde turizmin gelişme merkezi olan Travnik üniversitesi kenti, Bosna Hersek’in bütün büyük özelliklere sahiptir.

Read more

Bosna Hersek Eğitim

Bosna-Hersek Eğitim bilinen tarihsel, Hint Avrupa menşeli illiryalılarla başlar. Bölge Romalılar nedeni ile ele geçirilince, Panoonia eyaletinin illyricum bölümüne bağlandı. Slavlar bölgeye m.S. 7. asırda gelmeye başladılar. 961`den sonra Bosna, Sırbistan`ın öteki bölümlerinden ayrıldı. müstakil siyasi ve coğrafi bir birim olarak kabul edildi.
Bölgeye ilk Türk akınları 1386 senesinde başlandı. Bu sırada Bosna tahtında Beşinci Tvartko bulunuyordu. Kosova Savaşında Sırpların mağlubiyeti ve ardından üsküp`şöhret fethi Bosna`nın durumunda önemli değişikliklere sebep oldu. Son kral Stefan Tomeseviç Bosna`da yaşayan kalabalık Bogomil mezhebine bağlı olanlara Papanın isteği doğrultusunda adil davranmayınca, Fatih Sultan Mehmed Han bölgeyi rahatlıkla Osmanlı topraklarına dahil etti.
Slav, Hırvat ve Avar karışımı olan Boşnaklar on. asırda Bogomil mezhebine bağlıydılar. Teslisi ve hazret-i isa`nın tanrının oğlu olduğunu kabul etmeyen inançları yüzünden uzun süre çevredeki öteki Hıristiyanların baskısı altında kaldılar. inançları yüzünden, bölge Osmanlılar yönünden fethedilince, rahatça islamiyeti seçerek Müslüman oldular. Anadolu`dan gelen dervişler yoluyla islamiyet bölgede hızla yayıldı.
Bosna, Osmanlı yönetimine geçince bir sancak durumuna getirildi. Kanuni Sultan SüleymanHan zamanında Macaristan`da kalan kuzey toprakları da fethedilince eyalet statüsüne alındı. Bosna eyaletine atanan ilk beylerbeyi Gazi Ferhad Paşa oldu. 19. asırdaki gelişmeler ve Osmanlı imparatorluğunun batıda aldığı yenilgiler, Bosna eyaletini ciddi ölçüde etkiledi.

1827`de ilk ıslahatı gerçekleştiren ve gönüllü Yeniçeri Ocağını kaldıran Beylerbeyi Abdurrahman Paşa, güçlü bir askeri örgüt kurdu. Eğitim ve öğretim işlerini yürütmekle vazifeli maarif müdürlüğü kuruldu. Bu aynı zamanda Osmanlı Devletinde ilk maarif müdürlüğüydü. 1976`da Hersek ayrılarak önce mutasarrıflık, daha sonra da iki sancaklı küçük vilayet oldu.

1878`de yapılan Berlin Antlaşması ile Bosna`nın Avusturya-Macaristan`ın denetimine bırakılmasıyla büyük bir buhran patlak verdi.
Resmen Osmanlı Devletine bağlı kalmasına rağmen, Berlin Antlaşmasına dayanarak Avusturya-Macaristan imparatorluğu Bosna-Hersek`i işgal etti ve eyaletin yönetim hakkını ele geçirdi.

ikinci Meşrutiyetin ilanından faydalanan Avusturya-Macaristan imparatorluğu bölgeyi 7 Ekim 1908 tarihli bir kararname ile kendi topraklarına ilhak etti. ilhak kararı Rusya, Sırbistan, Osmanlı imparatorluğu ve Avusturya-Macaristan imparatorluğu arasında çok yönlü bunalıma sebep oldu.
Avusturya-Macaristan yönetiminde, yeni anayasayla seçmenler 3 seçim grubuna ayrıldı. Her grupta Ortodoks, Katolik ve Müslümanlar için sabit oranda sandalye belirlendi. Bu durum Sırp milliyetçiliğinin tepkisine sebep oldu ve gerginlik 28 Haziran 1914`te Avusturya Arşidükü (veliaht) Franz Ferdinand`ın Saraybosna`da Bosnalı bir Sırp talebe sebebi ile öldürülmesine kadar vardı. Bu hadise da Birinci Dünya Harbinin başlangıcıdır.
Bosna-Hersek 26 Ekim 1918`de Sırp, Hırvat ve Sloven krallığının bir parçası şekilde Sırbistanla birleştirildi. ikinci Dünya Savaşına kadar bu krallığın parçası olan Bosna-Hersek, 1946`da Yugoslavya`yı meydana getiren altı halk cumhuriyetinden biri oldu.

Nüfusun çoğunluğunu meydana getiren Müslümanlar kökenlerine karşın Sırp ve Hırvat milliyetinden olarak anılmayı kabul etmediler. 1971`de Yugoslavya Devlet Başkanı Tito, Müslümanlara ulus statüsü tanıdı ve Bosna Hersek Eğitim Danışmanlığı `te büyük M ile yazılan Müslüman kelimesi yalnızca din değil, bir milliyetin de adı oldu.
Yugoslavya`da 1980 senesinde Tito`nun ölümüne kadar durulmuş olan etnik ve dini çatışmalar yeniden alevlendi. Sovyetler Birliği ve şark bloku ülkelerinde başgösteren reform süreci, Yugoslavya`da da büyük değişikliklere neden oldu.

1991`de Anayasanın öngördüğü biçimde devlet başkanlığının, federasyon meydana getiren Hırvatistan`a geçmesi lazımken, Sırbistan, eski Yugoslavya`nın mirasçısı olarak tek başına sahip çıkması ülkede tam bir iç savaşa girmesine sebep oldu. Hırvatistan ve Slovenya`nın bağımsızlık kararı, Sırbistan yönetimi yönünden kabul edilmedi. Kanlı çarpışmalar AT ve Almanya`nın yoğun baskıları neticesinde sona erdirildi.
Bosna-Hersek`te 1990 senesi sonlarında yapılan seçimleri kazanarak devlet başkanlığına gelen Aliya izzet Begoviç, Mart 1992`de bir referandumla bağımsızlığını duyuru etti. Bunun üzerine Bosna-Hersek Sırplı milislerin çok saldırısına maruz kaldı.

Bölgeye insani yardım ulaştırmak için bulunan Birleşmiş Milletler askerleri çok sayıda katliama göz yummaktadır. Bosna Hersek Başbakanı Hakkı Turayliç, Birleşmiş Milletlere ait arabadan indirilerek Sırplar vasıtası ile öldürülmesi, büyük tepkilere sebeb oldu.

Sırplar Müslüman kadınlara tecavüzleri hat safhaya ulaşmasına karşın batılı devletler olaya sırf seyirci kalmaktadır. bu zamanlarda hala Bosna-Hersek`te katliam sürmekte ve tam bir soykırımı yaşanmaktadır (şubat 1993).
Fiziki yapı
Bosna Hersek üçgene benzeyen dağlık bir arazi yapısına sahiptir. Dağlık arazi Sava ve Neretva ırmaklarının suları ile parçalanır. ülkenin güneybatısının en dikkat çekici ayrıcalığı olan yarıklar, çukurlar ve hendeklerle dolu kireçtaşlarından meydana gelen bir karst yüzey yapısıdır.

Aralarda küçük çöküntüler biçiminde ekilebilir topraklar olmaktadır. ülkeye adını sağlayan Bosna Hersek Eğitim, ırmağı, igman Tepesinin eteğindeki bir kaynaktan doğduktan sonra 271 kilometrelik bir yol izledikten sonra Sava Nehri ile birleşir. yurt topraklarının kuzeyinde ekilebilir verimli topraklar bulunmaktadır.
iklimi
Bosna-Hersek eğitim yazları sıcak, kışları soğuk geçen bir iklime sahiptir. 20 km`lik deniz kıyısında Akdeniz iklimi hüküm sürer. Dinar Alplerinde iklim daha serttir.
natürel Kaynaklar
Bosna Hersek eğitim`inın orta ve Sırbistan`a bakan doğu kesimleri ormanlarla kaplıdır. Ormanlar çam, kayın ve meşe ağaçlarından meydana gelir.Yer altı zenginliklerinin başlıcaları, kömür, demir, bakır, manganez, kurşun, cıva ve gümüştür.
Nüfus ve Sosyal hayat
4.5 milyondan çok olan Bosna-Hersek eğitim nüfusunun % 44`ünü Müslüman % 31`ini Sırplar, % 18`ini Hırvatlar, % 5`ini Yugoslavlar, % 2`sini de diğer unsurlar meydana getirir. Nüfusun büyük çoğunluğunu meydana getiren Müslümanların milliyetleri, Sırp, Hırvat yada Yugoslav şekilde değil sadece Müslüman şekilde gösterilmiştir.
Müslümanların % 90`ı Boşnakça konuşmaktadır.Türklerle aynı dinden oldukları için Bosna-Hersek eğitim`in yerli Müslüman halkı kendilerine Türk dedikleri bunun gibi, bazen Türklerden ayırt edilmek amacıyla Boşnak ismini kullanmışlardır. Bu ad 19. asrın ilk yarısından itibaren yaygınlık kazanmıştır.
Bosna-Hersek eğitim`in en büyük kenti 500.000 nüfuslu başkent Saraybosna`dır. ikinci sırada Banyaluka gelir. Hersek`in merkezi ise Osmanlı mimarisinin eşsiz örnekleri ve bu arada Drina ırmağı üzerinde MimarSinan`ın inşa ettiği köprüyle simgeleşen Mostar şehridir.
Başkent Saraybosna, oldukça çok bakımdan yalnızca Bosna-Hersek `in değil tıpkı zamanda eski Yugoslavya`nın en ilginç şehridir. Zira Saraybosna, Yugoslavya`daki Müslüman nüfusunun, Sırp Ortodoks Metropolitinin ve Katolik Başpiskoposunun makamlarının bulunduğu yerdir.
Bosna-Hersek eğitim ileri düzeydedir. ikinci Dünya Savaşından sonra şarkiyat çalışmaları hızla artmıştır. 1949`da kurulan Saraybosna üniversitesinde Türk, Fars, Arap dilleri ve edebiyatları ile ilgili kürsü bulunmakta. Burada hem Osmanlı hem de Türkçe kurslar verilmekte.

1950`de kurulan Saraybosna şarkiyat Enstitüsü, Saraybosna Devlet Müzesinden devralınan yazma ve Türk tarihiyle ilgili malzemelerden değerli bir kolleksiyona sahiptir.
Siyasi hayat
Bosna-Hersek eğitim, cumhuriyetle idare edilen bir ülkedir. Cumhurbaşkanı ve meclis üyeleri beş yılda bir seçilir. Meclis 240 sandalyeden meydana gelir.
ekonomi
Bosna-Hersek ekonomisi tarıma dayanır. Başlıca tarım ürünleri tahıl ve patatestir. ayrıca sebze, şekerpancarı, keten ve tütün de yetiştirilir. Ormancılık ve koyun besiciliği ekonomide önemli yer miktar. Bosna`nın orta ve şimal kesimlerinde meyvecilik gelişmiştir. Erik, meyvecilikte ciddi yer miktar. Hersek`te ise bağcılık gelişmiştir. sanayi ürünleri içinde kereste, demir-çelik, tütün, ten ve şeker önemli yer tutar.
Saraybosna ve Mostar yakınlarında kömür, Vereş ve Ljubija yakınlarında demir, Gornjivakuf yakınlarında bakır ve çeşitli bölgelerde manganez, kurşun, cıva ve gümüş çıkarılmaktadır.

Read more
  • 17
  • Şub
0

Süleyman Şah Türbesi’nin tarihi hikayesi

Türbe\`de Osman Gazi\`nin büyükbabası, Süleyman şah ve iki askerinin naaşları bulunmaktaydı.

Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Alp Arslan\`ın Malazgirt Zaferi\`nden sonra yeni vatan edinmek maksadıyla batıya yönelen Oğuz boyları arasında Süleyman şah önderliğindeki Kayı Boyu da bulunmaktaydı. Süleyman şah, yeni ülke aramak üzere çıktığı bu yolculukta Halep yakınlarındaki Caber Kalesi\`ne gelir ve Fırat Nehri boylarına yerleşir.

Buradan yine yeni ülke aramak üzere yola menfaat, ancak 1227 yılında Fırat Nehri\`nin karşı kıyısına geçmeye çalışırken muhafızları ile beraber Fırat sularında boğulur. Süleyman şah\`ın naaşı ve iki askeri Caber Kalesi eteklerine bir kümbete defnedilir.

Osmanlı imparatorluğu döneminde imparatorluk sınırları içinde olan mezarın olduğu yere bir türbe yapılarak buraya \”Türk Mezarı\” ismi verildi. Türbe ve Caber Kalesi, Osmanlı imparatorluğu yıkılınca Fransız Suriye Mandası sınırları içerisinde kaldı.

20 Ekim 1921 tarihinde türkiye ile Fransa hükümetleri arasında imzalanan Ankara Antlaşması\`nın 9. maddesi ve 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması\`nın üç. maddesi gereğince Caber Kalesi ve türbe müştemilâtı ile birlikte memleketimiz Cumhuriyeti toprağı olarak kabul edilmiş ve ülkemiz\`ye burada muhâfız bulundurma ve bayrağını çekme hakkı tanındı.

Ankara Hükümeti ile Fransa\`nın 20 Ekim 1921\`de imzaladıkları ve Caber Kalesi ile türbenin Türk toprağı olmasını öngören Ankara Anlaşması\`nın görüşmeleri devam ederken son Halife ıı. Abdülmecid, TBMM\`ne gönderdiği bir mektupta kendisinin ve Osmanlı Hanedanı\`nın \”atası\” olan Süleyman şah\`ın mezarı meselesi için Meclis\`in gösterdiği alakaya teşekkür etti.

Caber Kalesi ve nakli

Suriye hükûmeti, Fırat Nehri üzerinde 1968 tarihinde başlattığı Tabka Barajı\`nın 1973 yılında tamamlanacağını ve barajın su toplamaya başlamasıyla Caber Kalesi ve Süleyman şah\`ın türbesinin % sular altında kalacağını ileri sürerek Türk Hükûmeti\`nden türbenin yerini değiştirmesini veya türbenin ülkemiz\`ye naklini talep eden bir nota gönderdi. memleketimiz de buna karşılık Suriye\`ye bir nota verdi ve Keban Barajı\`nın kapaklarını kapatarak Fırat Nehri üzerinden Suriye\`ye su akışını engelledi. Karşılıklı bu restleşmenin ardından türkiye bölgeye Devlet Su işleri\`nde (DSi) görevli uzmanlar ve mimarlar gönderdi ve türbenin nereye taşınabileceğinin tetkik edilmesini istedi. Ankara ve şam hükûmetleri içinde uzun süren müzakerelerin ardından bir anlaşma imzalandı.

Anlaşmaya göre, türbe, müştemilatı ile birlikte Halep–Hasseki yolu üzerinde bulunan Karakozak köyü yakınındaki yeni yerine nakledilecek, barajın kenarında türbenin bu günkü konumuna en yakın yerde mermerden bir kitabe dikilecek, türbenin bugünkü yerini tespit etmek maksadıyla göl üstüne bir şamandıra konacaktı.

1973 yılında türbe ve karakol, Halep\`e 123, şanlıurfa\`ya 92 km uzaklıktaki Fırat\`ın doğu kıyısındaki Karakozak köyündeki 10.096 m.�\`lik yeni yerine taşındı.

1995 yılında, Suriye Hükûmeti bu kez de Fırat Nehri\`nin daha üst kotlarında inşasına başladığı Teşrin Barajı itibarıyla Karakozak bölgesindeki Süleyman şah Türbesi\`nin bölge dışında diğer bir alana yada ülkemiz\`ye taşınması hususunu tekrardan gündeme getirmiştir. Bunun üzerine memleketimiz ile Suriye içinde yapılan görüşmeler sonucunda türbenin var yerinin baraj gölünün olumsuz tesirlerinden korunması için tahkim edilmesine karar verildi. 2001 yılında Fırat Nehri üstündeki Teşrin Barajı\`nın tamamlanması itibarı ile türbenin taşınması bir defa daha gündeme geldi. Suriye tarafı bu kez türbenin şimdiki yerinden de kaldırılarak gösterecekleri ve Türk tarafının da kabul edeceği bir yere taşınmasını istedi. lakin 57. türkiye Hükümeti\`nin girişimleriyle proje, türbenin mevcut yerinin korunması anlamında değiştirildi.

23 Ocak 2003 tarihinde Ankara\`da \”Süleymanşah Türbesi Tahkimat Projesinin Uygulanmasına ilişkin Ana Tutanak\” imzalandı. Bu çerçevede on dönüm\`lük türbe arazisi sınırları tahkim edilmiş, türbe binasının içi ve dışı onarılmış, karakol binası da yeniden inşa edilmiş ve Süleyman şah Türbesi tekrardan ziyarete açılmıştı.

Saygı Karakolu

Türbenin muhafazasını sağlamakla görevli olan Jandarma ihtiram Kıtası\`nın ikameti için 30 Mayıs 1938 tarihinde uygar bir karakol yaptırıldı. 1949\`da Caber Kalesi Jandarma Karakolu\`nda bir ast-zabit, bir onbaşı ve sekiz er, türbeyi korumaktaydı.

türkiye ile Suriye heyetleri arasında 1956 yılında Halep\`te yapılan üst seviyede bir toplantıda düzenlenen tutanağın 13 ve 14. maddelerinde türbe için gönderilecek ihtiram kıtasının her ayın 7\`sinde değiştirilmesi kabul edilmişti. bu günlerde her ayın 7 ve 20\`sinde karakolun ikmali sağlanmakta ve personel değiştirmek yapılmaktaydı.

bugünlerde türbe, memleketimiz Cumhuriyeti 20. Zırhlı Tugayı üç. sınır Alay Komutanlığı 2. sınır Taburuna bağlı 25 asker sebebi ile korunmaktaydı.

Read more